Köleler Adası
1.
sezon

· KADRO

· PROVA NOTLARI

· SÖZLÜK

· BASINDA ÇIKANLAR

· SEANSLAR



tarihinde oynanmaya başlandı.
SÖZLÜK

3.11.2017

Ada :   

          Her insan kendi adasında yaşar.

          Takırdatarak dişlerini ya da terleyerek

          Gözyaşları içer

          Şeytanın edebiyat bilgilerini 

          Onun dişlerini takırdatması

          Kimseyi yerinden kıpırdatmaz

          Her insan kendi dilinde konuşur

          Ve hiç kimse anlamaz ne söylediğini 

          Kafasındaki ışığın

          Sonra iyi olarak da anlaşılmaz

          Düş kırıklığı ve incitmedir

          Gerçek utanmazlık

            Bertolt Brecht

 

Sınıf : Sınıf birden fazla toplumsal konumda oluşan yani çoğulcu bir girişime sahip olan hem nesnel hem öznel karakterde olgulardır. Mülkiyet ve pazar konumlarına göre değerlendirildiğinde sınıflar mülkiyet ve toplumsal statü farklılaşmasına dayanan gruplar olarak ele alınıp değerlendirilir.    

Marx Weber 

 

Köle : Benim bütün söyleyebileceğim hem kadın hem erkek olarak, en kolay, cinselliğimiz konusunda köle ediliyor olabildiğimizdir.Hatta hür erkekler ve kadınlar olarak hürriyetimizi en zor muhafaza edebildiğimiz yer de orası diyebiliriz.Tenin siyasi düzenleri iktidarın köküdür. 

Ursula le guin 

 

Arlequin : İtalyan tiyatrosunun en bilinen soytarısı ve Comedia dell’artenin komik karakteridir.Yüzü önceleri siyah olarak gösterilmiş ve ismi arlecchino’dur, 1611 sonrası Harleqiun olarak değiştirilmiştir.

 

Aydınlanma çağı: İnsan doğasına yaraşır bir düzenin, bir tek koşulla aklın, batıl inançların insan üzerindeki egemenliğini kırmasıyla, bilimin, korkunun, özlemsel düşünüşün ve baskının doğurduğu boş inançların ortadan kaldırmasıyla kurulabileceğini söyler 

Voltaire

 

Altın çağ:

Mutlu bir altın çağ olduysa eskiden

 

Niçin bir kez daha olmasın?

 

Her şey dönüp dolaşıp gelmiyor mu eski yerine

 

Düşündüğüm, örgütlediğim gibi benimle paylaşsaydı insanlar

 

Yararları mutluluğu ve ahlakı cennet olurdu dünya

 

Uyanık temiz sevgiler gelirdi azgın kör sevgiler yerine

 

Yalan dolan bilgisizlik yerine gerçek bilgi gelirdi ve kardeşlik zorbalığın yerine.

 

Companella

 

Giysi: Antik Yunan’da  Helenik dorlar, Homer devrinden önce ten üzerine sarılan ve omuzda iğnelerle tutturulan dörtgen bir yün kumaş yarattılar. Bu elbise kadın ve erkekler için aynıydı. Yunanlılar şimdi birbirine tutturulup dikilen ve daha sonra katlanan bir tunik olan chiton’u (bir tür tunik ) benimsediler. Erkeklerin chiton’u kadınlarınkinden kısaydı. Soğuk havalar için himation (pelerin) vardı. Bu yaklaşık 1.5 m genişliğinde 3 m uzunluğunda bir kumaş parçasıydı, erkekler tarafından omuza atılarak, kadınlar tarafından baş üzerine örtü olarak kullanılırdı.

 

Kaynak: Giysinin tarihi  modaandmore.com adlı siteden alınmıştır.

 

 

Ütopya:   Anılar bileyen her yolculuk

               Sezgi cehennemi oluyor çocukta

               Kaybolan ve durmadan kaybolan

               Neydi, neydi bilmiyor hiç kimse 

               Ki insanlar rüya görmüyor 

               Ve sıfır nedir bilmiyor

               Düş kuranlarsa çoktandır

               Meczup sayılıyor artık

               Çölde keşfedildi ve yeniden

               Birkez daha kaybedildi ütopya

                 Ahmet Telli

 

 

Akıl çağı: Batı uygarlığında, Doğu medeniyeti karşısında refleksif bir hareket olarak fiili ve fikri alanlarda bir mücadele içine girerek olaylarının başladığı orta çağ olarak bilinmektedir. Sartre akıl çağını anlattığı romanında, ben özgürlüğün insanların kendi istekleriyle yarattıkları durumlara tam karşıdan bakmalarını ve o durumların sonuçlarına katlanmaları gerektiğine inanıyorum, demiştir.  

 

Kaynak :  Jean Paul Sartre, Özgürlük Yolları 

 

Statü: Sözcük, Avrupa toplum felsefelerine, özellikle Hobbes, Locke ve Smith’de ifadesini bulan otorite, kanun ve sosyal düzenle ilgili uzun çalışmaların sonucunda girmiştir. Bu Kişiler bir toplumun varlığını sürdürmesiyle bir takım insanların ötekilerden daha fazla saygınlık ve güç sahibi olması arasında zorunlu bir bağlantıyı varsaymışlardır. Felsefeciler çeşitli halk dağılımı biçimlerinin toplumun idamesi için nasıl etkiler oluşturacağı konusunda farklı şekillerde düşünmüşlerdir. 

Kaynak: SBA  

 

Fransız Halk Tiyatrosu: On ikinci yüzyıldan başlayıp günümüze kadar uzanan bir devamlılığı vardır. Rönesansın etkisi iyice duyulana kadar taşra halkı tarlalarda, alanlarda Roma tiyatrolarının kalıntılarında, hatta mezarlıklarda Orta çağı mystery oyunlarını seyretti. Paris’te amatör bir topluluk, 1402 yılında başlayarak Hopitel de la Trinite’nin bir salonda mystery oynamasıyla girişti. Bu topluluk, Confrerie de la Passion, yüz elli yıl mystery oyunlarını oynadıktan sonra Hotel Bourgogne kalıntıları içinde kendisine bir tiyatro yaptırdı. Bir süre sonra dinsel oyunlar oynamaları yasak edilince, farslara, komedilere, trajedilere saptılarsa da bir başarı gösteremediler. 1578’de sahnelerini gezici profesyonellere kiralamaya başladılar. Böylece Fransız sahne hayatı, orta çağ dinsel tiyatro hayatından, modern tiyatro hayatına 235 yıl aralıksız süren bir akış gösterdi.

 

Kaynak: Ramazan İlbay, Tiyatro Tarihi  

 

Barok çağa özgü ve gerçekten yeni bir tür olan, adına ‘commedia a soggetto’da denilen tuluat tiyatrosudur. Bu tiyatro türü XVII. yüzyılın toplumsal yaşamında Rönesans’ın ağırbaşlı komedisinin yerini aldı. Arte sözcüğü burada meslek anlamına geliyor. Bu, komedi oyunculuğunu meslek edinmiş kişilerin oynadığı üç perdelik bir komediydi. Komedi oyuncuları, bir baş komedyenin yönetimi altında bir araya gelerek kumpanyalar oluşturuyorlar; ülke ülke, kent kent dolaşarak temsiller veriyorlardı.

 

Kaynak: Süheyla Öncel, İtalyan Edebiyat tTarihi, 1.Kitap

 

16.11.2017

 

İphicrate : Kuvvet kullanarak yöneten.

Euphrosine : Neşe ile dolan ( oyundakinin tam tersi)

Cleanthis : Çiçek ve zafer 

Trivelin: Yasayı temsil ediyor.

 

Şiddet: Az şiddet, şiddetlerin en kötüsüdür.

Oğuz Atay

Kesimhaneler var olmaya devam ettikçe savaş alanları da varlığını sürdürmeye devam edecektir.Vejeteryan beslenme insancılın zorlu denemesidir.

Tolstoy 

 

Tarkan : Kurt babanı kim öldürdü ?

Kurt : hav hav hav 

Tarkan : Hain Kostok! 

 

Devlet: Hükmetmek kolay, idare etmek zordur. En iyi hükümet bize kendimize hükmetmeyi öğretendir.

Goethe 

 

-  "Sevgili Samsunlular! Mübarek Ramazan Bayramınızı... Mübarek Ramazan Bayramınızı olmasa da en az onun kadar mübarek Kurban Bayramınızı kutlarım ..." 

 

Tansu Çiller

 

8: Her şeyin başlangıcı ve sonu nihayetinde Hıristiyanlıkta hukuk, adalet, hakkaniyet, mahkeme ve kanun 8 ile yorumlanıyor. Bunlar uyum ve uyumun sağlanması çerçevesinde değerlendiriliyor. İç güzellik yani ruh ile de özdeş kabul edilen 8 resim, heykel, mimarî ve müzikte sıklıkla öne çıkıyor.

8, 7 kat gökyüzü inancından mı gelir bilinmez, Tanrı katını temsil etmektedir. İslam’da Cennet’i temsil ettiği de düşünülmüştür. Ayrıca 8 cennet ve 7 cehennem olduğu inancı da bu sembolizmle alakalıdır. Hıristiyanlıkta ise gökyüzü tahtına 8 melek taşır. Aynı inancın benzeri İslamda da vardır. 8 aynı zamanda tutulan yolda sonuna gelmeyi de mükemmelleştirmeyi de ifade eder. Budizm’deki 8 yapraklı koyuş çiçeği de 8 aşamalı bir sistemin sembolüdür. Doğum sayısı olarak 8 iş denektir. İslam inancına göre ahirette Tanrı’nın 8 cenneti vardır. Sufizmde 8 sayısı cenneti anlatmaktadır. İslamda Arş’ın taşıyıcıları onun idaresi ile görevli olanlardır. Onun maddi biçimi veya nurlu görüşü ve maddi biçimini idare eden ruhu ve nurani görünüşünü idare eden ruhu, maddi şeklin rızkı olan gıdayı ve ruhlar için ilim ve bilgi gıdasını, cennete girmekle mutsuzluğa dair hissi mertebeyi ve ilmi ve ruhi mertebeyi düzenler. Dolayısıyla bu konu dört mesele üzerine kurulmuş olmaktadır. Birinci mesele gıda, dördüncü mesele, mertebedir ki amaç budur. Bunlardan her mesele de iki kısma ayrılarak sekiz olur. İşte bu sekiz mülk arşının taşıyıcılarıdır. Yani bu sekiz ortaya çıkınca mülk de ortaya çıkar ve bulunur.

 

Alıntı : www.nihalce.com