Bira Fabrikası
3.
sezon

· KADRO

· PROVA NOTLARI

· GALERİ / FRAGMAN

· BASINDA ÇIKANLAR

· SEANSLAR

BİLET AL



05.03.2015 tarihinde oynanmaya başlandı.
PROVA NOTLARI
19.01.2015 - Pazartesi

Oyuncular, 12.00’de büyük salonda buluşup ısınmaya başladılar. Yönetmen ve asistanları olarak, 13.00’da, terlemiş olan oyuncuların yanına indik. Yarım saat kadar sohbet ettik. Seyirci üzerine konuştuk. Seyircinin oyuna nasıl tepkiler vereceği, ne hissedeceği yönünde öngörülerde bulunduk.

Özet niyetine:

Ka:“Bizim, metni anlama/hissetme yolunda gösterdiğimiz gayretimiz, seyircinin konforu olacak. Oyuncu anlamışsa seyirci de anlar.”

Sohbetten sonra sahnelerimizi çalışmaya başladık. Finaldeki “Müritler” ve “Neredesin Babacığım” adlı sahneleri de çalıştıktan sonra, tüm oyunu bir kez oynamış olduk ve ara verdik. Arada çevirmenimiz Ezgi geldi. Metinle ilgili sorularımızı sorduk, çaylarımızı içtik ve provaya döndük.

“Müritler” sahnesini iki defa daha çalıştık. Beyazbüyü’nün (Melis) söylediği opera parçasına Yüzbaşı (Necip) ve Onbaşı’nın (Onur) verdiği tepkilerle çatladık: “Yıhılıyoyıhılıyoyıhılıyo! NE-O-KU-DU-BE!”

Daha sonra, oyunun başlarındaki “Rehin” sahnesine döndük. Bir süre daha çalıştıktan sonra, 17.45’te provamızı bitirdik.

*

Beyazbüyü:Haydn kardeşler, Strauss… Alman müziği sever misiniz?

Yüzbaşı:Aydın kardeşler. Bayılırım.

Onbaşı:Haaaydıngardaşlar! Bayılırız!


14.01.2015 - Çarşamba

Misafir: Sare (1)

Saat 13.00’te ka ve asistanları, 12.00’de büyük salonda ısınmak amacıyla toplanmış oyuncuların arasına karıştık. Yarım saat kadar gündem üzerine sohbet ettik. Yeni bir başlık açmadan, sohbetimiz oyunumuza bağlanıverdi.

“…Yüzbaşı ve Onbaşının söylemi gibi işte. Tek bir kültür yaratmaya çalışanların söylem ama başbaşa kaldıklarında birbirlerine itiraf ediyorlar asıl arzuları…

Konu hazır oyuna bağlamışken, provamıza başladık. Bugün, “Tarihi Fırsat” adlı bölüm üzerine çalıştık. Deştiğimiz konulardan bazıları şunlar oldu: tecavüz, savaş, erkeklik, vahşet, müzakere, iktidar…

Kısa bir aradan sonra yine aynı sahneyi çalıştık. Sahneyi bir kez hiç kesmeden aldıktan sonra, provamızı bitirdik.

*

Necip: Yani abi varlıklıyım diye bisiklet aldım, binemiyorum!

Onur: Varlıklı mı?

*

Bugün hangi kitap?:

Devlete Karşı Toplum – Pierre Clastres

Bakunin’den Lacan’a Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu – Saul Newman

Cehenneme Övgü – Gündüz Vassaf

Bugün hangi müzik?:

Johann Strauss –Eljen a Magyar (Polka, op. 332)

Prova sonrası notu: Provadan sonra Ferhat’ın eksikliğinde, ekipçe yemek yemeye gittik. “İyi ete para verilir” önermeli akşam yemeğimizi Necip ısmarladı. Hesap, Necip’in hayatında bazı değişikliklere yol açmış.

Necip: Mönü de şeydi yalnız…

Onur: Mönü mü? O kadar parayı verince menü de mönü oldu tabii.

 


11.01.2015 - Pazar

Bir akşam provası

19.25’te büyük salondaydık. Önce önümüzdeki bir haftanın prova takvimini oluşturduk. Sonra diğer taze oyunumuz Köpek Kadın Erkek’in yazarı Sibylle Berg üzerine konuştuk. Onur, yazarın bir başka oyununu anlattı bize. Kıssadan “nasıl perfektyazar olunur” konulu hissemizi çıkardıktan sonra, 19.43’te provaya başladık.

Önce “Rehin” sahnesini okuduk.

Sahneyi daha iyi kavramak -ki anlamak’la arasında fark vardır- için, metin ve yazar üzerine konuştuk. Ka, bence, tam da bu anlamak ve kavramak arasındaki fark üzerinde durdu. Bu metinde, olan her şeyi anlamaya/anlamlandırmaya çalışmak, bizi yazardan uzaklaştıracak. Oysa bu metinle ilişki kurarken daha çok, alternatif yollarla bir “kavrama hali” hakim.

Ka:“Metin parçalardan oluşuyor. Kurulumunda tutarlılık aramamamız gereken bir metin var elimizde. Yazar, örneğin, otoritenin hitabet sanatını alıyor, militarizmle ilişkilendiriyor. Bir caz parçası gibi. Ama bunun yanında, hiçbir karakter rotasından çıkmıyor; olaylar dallanıp budaklansa da önünde sonunda temel meseleye dönüyoruz. Yine cazda olduğu gibi, müzisyen parçanın içinde uzaklaşıyor uzaklaşıyor uzaklaşıyor ve aynı yere tekrar dönüyor. “

“Rehin” sahnesini çalıştıktan sonra ara verdik. Aranın ardından yine “Rehin” ve “Can Damarı” sahnelerini çalıştık. Yüzbaşı-Ölümü-Sallamaz’ın “insanlık çınarı” hayali üzerine Ka, Deleuze’ün rizom’undan bahsetti bize. Yüzbaşı, çınar yetiştirmek istiyor; Deleuze de köksap diye bir şey demiş.

(Rizom nedir? http://anarsi.info/metinler/36-anarsi/263-rizom-ve-anarsi)

Sahnedeki “Haçın ayaklarındaki Kutsal Bakire” metaforu üzerinde durduk. Ka, Beyazbüyü’nün bu sahnede dizlerinin üstüne çökmesinin bu metaforla ilişkili olduğunu söyleyince gözler ışık saçtı; aydınlandık.

22.13’teki kısa aranın peşinden, “Rehin” ve “Can Damarı” sahnelerini, Ferhat’ın olağanüstü ışık tasarımıyla hiç kesmeden aldıktan sonra, 22.47’de provamızı bitirdik.

*

Schwanzchen (Gürsu):Sonra biz kopuyoruz, kelimelerin tomurcuklarına doğru dalgalanıyoruz…

Ka: Oha oha n’apıyormuş? Abii! İmge yarılması!

*

Ka: MAYIS’A YENİ OYUN LAZIM ABİLER. Hahah bağımlı gibi di mi?

Onur: Abi premier lig burası…

Ka: Moda Sahnesi, 2 ayda 1 prömiyer garantili tiyatro…

*

Melis: Kemal abi burayı şöyle mi yapsak?

Necip: Hayır ya

Onur: Bence de olmaz di mi abi?

Melis: Necip seni döverim, Onur seni de ikna ederim.

Yazardan “duyguya övgü”: “Seyircinin öncelikle duygularına yönlenmesini sağlayacak gölgeli (loş- aydınlanmamış) bir tiyatro metni yazmaya çalışıyorum” KoffiKwahule

Prova notuna not: “Her şeyi anlamak zorunda değilsiniz. Anlamak yalnızca dünyayla ilişkimizin bir düzeyinden ibaret” Ulus Baker

 


09.01.2015 - Cuma

Misafirler: Arman ve Zeynep

12.00’de oyuncular büyük salonda toplandı. Isındılar, ses açtılar. 13.00’e kadar süren bu zorlu akort ve soundcheck sürecinden sonra yaklaşık yarım saat mola verdik.

Ka, biz asistanlardan, diğer provada bulunmaları üzerine, birkaç aksesuar istedi. Provaya başladık.

Bugün sadece “Yeni Babil” (12 sayfa) sahnesini çalıştık. Oyuncuların, sahnedeki durum ve şartların içine daha iyi nüfuz edebilmesi için ka, birçok kez araya girip fikirlerini aktardı. Örneğin, Schwanzchen karakterinin içinde bulunduğu durumu ele aldı: “…Şiddet ve iktidar karşısında gülmenin gücü yadsınamaz bir güç, çünkü yıkıcı. Sırıtma, gülme en büyük mücadele yollarından biri bu anlamda…”

Sahneyi bu şekilde bir kez aldıktan sonra kısa bir ara verdik. Döndüğümüzde sıradaki sahneye geçeceğimizi düşünüyorduk ki,ka’dan “o bis” geldi: yine aynı sahneyi -bu kez kesmeden- bir kere akıttık. Provamızı 17.00’de bitirip, sahneyi “Köpek, Kadın, Erkek” ekibine bıraktık.

Günün flaşı: Necip (Yüzbaşı-Ölümü-Sallamaz), terazi burcu içerikli repliğinde, bir teraziye dönüşüp dans ederek akılları baştan aldı.

Flaşa not: Akort konusunda haklıyım.